Merkez Bankası 2003 Yılı Para Programı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 2003 yılı para programını açıkladı. Örtülü enflasyon hedeflemesi stratejisi ve dalgalı kur politikasının 2003’te de devam edeceğini duyuran Merkez Bankası bu çerçevede 2003 yılı için öngörülen yüzde 20 enflasyon, yüzde 5 büyüme hedefinin gerçekleşmesi mümkün olduğunu bildirdi.

 

  • 2002 yılında yaşanan siyasi belirsizlik algılama sürecine ve seçim ortamına karşın, enflasyon yüzde 35’lik hedefin yaklaşık 4 puan altında kalarak yüzde 31 civarında, büyümenin ise yüzde 3’lük öngörünün iki katından fazlasına çıkarak yüzde 6.5 düzeylerinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.
  • 2002 yılı para programında belirlenen parasal hedefler, yıl içindeki dönemlerde ve yıl sonu itibariyle tutturulmuştur. Para programında, nominal çapa olarak kullanılan para tabanı, Aralık ayı son 5 işgünü ortalaması 10.720 trilyon Türk lirası olarak gerçekleşerek, 10.850 trilyon Türk liralık hedefin altında kalmıştır.
  • Kamu maliyesindeki sapmanın düzeltilmesi ve disiplinin korunması, ayrıca yapısal reformlara devam edilerek mevcut programın temel ilkelerine uyulması halinde, ekonomideki olumlu gidişin, Irak sorunu gibi dışsal şok risklerine karşın, 2003 yılında da devam etmesi, bu çerçevede, 2003 yılı için Hükümetle birlikte belirlenen yüzde 20’lik enflasyon hedefinin ve yüzde 5’lik büyüme öngörüsünün gerçekleştirilmesi mümkündür.
  • Enflasyon hedeflemesine geçilene kadar, başarısı 2002 yılında açıkça görülen, “örtük enflasyon hedeflemesi” stratejisine devam edilecek, kısa dönemli faiz oranları gelecek dönem enflasyonuna odaklı olarak belirlenecektir. Para tabanı yine ek bir çapa işlevi görecektir.
  • Kamu maliyesi disiplini sağlanmadan, bekleyişleri doğrudan etkileyen reform süreci kesintisiz uygulanmadan, enflasyonla mücadele edilemez. Bu açıdan, mali disiplin ve reformların aksatılmadan sürdürülmesi, 2003 yılındaki enflasyonla mücadelenin başarısında belirleyici faktörler olacaktır.
  • Merkez Bankası, doğrudan enflasyon hedeflemesi rejimine geçiş için teknik alt yapısını tamamlamıştır.
  • Merkez Bankası, Yasasında yapılan değişikliklerle görev ve sorumlulukları bakımından doğrudan enflasyon hedeflemesine kurumsal olarak hazırdır. Ancak, enflasyon hedeflemesi rejiminin başarılı olabilmesi, Merkez Bankası tarafından yapılan hazırlıklara ilave olarak öngörülebilir bir maliye politikasını da gerektirmektedir. Bu çerçevede, 2003 yılı maliye ve gelirler politikası hedeflerinin kesinleştirilmesinin yanında dışsal faktörlerin etkileri de değerlendirilerek doğrudan enflasyon hedeflemesi uygulamasına geçiş zamanı açıklanacaktır.
  • En belirgin dışsal şok olasılığı Irak ile ilgili gelişmelerdir. Irak operasyonunun kurlar ve petrol fiyatları üzerinde en azından bir süre baskı yaratacağı, Türk ekonomisi üzerinde olumsuz etkileri olacağı açıktır. Böyle bir operasyonunun ekonominin geneline ve enflasyona yönelik olumsuz etkilerinin en aza inmesini sağlayacak en önemli unsur ise yapısal reformların hızlandırılarak sürdürülmesi ve kamu maliyesi disiplininin yeniden tesis edileceği ve devam ettirileceğine ilişkin piyasaların ve kamuoyunun ikna edilmesi olacaktır. İçeriden kaynaklanabilecek diğer riskleri ise, iç talep artışının yaratabileceği enflasyonist baskı, geçmişe endeksli fiyatlama davranışının kırılamaması, mali disiplinin sağlanamaması, başta bankacılık reformu olmak üzere reform sürecinde aksamaların ortaya çıkması ve enflasyonist bekleyişlerin iyi yönetilememesi olarak saymak mümkündür.
  • 2002 yılında yüzde 6,5 civarında olacağı beklenen büyüme asıl olarak, Avrupa ekonomisinde beklenen düzelmenin gecikmesine rağmen yüksek ihracat performansı ve olumlu talep bekleyişleri nedeniyle stokların tekrar normal düzeylere yükseltilmesinden kaynaklanmış, tüketim ve yatırım harcamaları artışı sınırlı kalmıştır. Yüzde 5 olması öngörülen 2003 yılı büyümesinin ise devam edeceği düşünülen ihracat artışının yanında, asıl olarak yatırım ve tüketim harcamaları artışından kaynaklanması beklenmektedir. Bu çerçevede, oluşan güven ortamına paralel olarak, 2003 yılında iç talebin önemli ölçüde canlanacağı öngörülmektedir. Bu noktada, kamu sektörünün fiyatlama ile maaş ve ücret politikaları kadar, özel sektörün fiyatlama ve gelirler politikaları da önem kazanacaktır.
  • Diğer yandan, özel kesimin iç talepteki canlanmayı kar marjını artırma fırsatı olarak görmemesinin hem enflasyonla mücadele açısından, hem de enflasyonla mücadelenin maliyetlerinin en aza indirilmesi açısından ne kadar önemli olduğu daha önceki Merkez Bankası basın duyurularında belirtilmiştir.
  • Dolayısıyla, canlanacak iç talebin sürekliliği ancak özel sektörün fiyatlama ve gelirler, diğer bir deyişle maaş ve ücret politikalarını hedeflenen enflasyon çerçevesinde belirlemeleri ile mümkün olabilecektir. Bu nedenle, kamu kesiminde yaşanan yeniden yapılanma sürecinin özel kesim tarafından da sürdürülerek, karlılığın, verimlilik artışına dayandırılması gerekmektedir.
  • Enflasyonla mücadelede, enflasyonist bekleyişlerin iyi yönlendirilmesi de başarıda belirleyici olan bir faktördür. Enflasyonist bekleyişler, uygulanan programdan ve başta bankacılık reformu olmak üzere yapısal reform sürecinden sapma niyeti olunmasa da, böyle bir izlenim verecek oluşumlardan çok olumsuz etkilenebilmektedir. Bu nedenle, programın uygulanmasından sorumlu tüm ekonomik birimlerin uygulanan programa sıkı sıkıya bağlı kalması, sorumluluklarını eşgüdüm içinde yerine getirmesi ve kamuoyunun temel doğrultudan hiç bir şekilde sapma olmayacağına ikna edilmesi önem kazanmaktadır. Bu noktada, uygulanan ekonomik programın temel taşlarından olan faiz dışı fazla önem kazanmaktadır.
  • Dolayısıyla, iç borç stokunun çevirilebilirliğinin en önemli sorunlardan olduğu ülkemizde, gelir dağılımını düzeltme ya da büyümeyi hızlandırma amaçlı gevşek maliye politikaları, amaçlanan hedeflerin tam tersi sonuçlar verecek, artan faizler nedeniyle hem gelir dağılımı bozulacak, hem de ekonomi büyüyemeyecektir.
  • Merkez Bankası’nın Şubat 2001 krizi sonrası kamu bankaları ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu bünyesindeki bankaların kısa vadeli likidite ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla söz konusu bankalardan satın aldığı Devlet İç Borçlanma Senetleri karşılığında piyasada önemli miktarda fazla likidite oluşmuştur. Piyasadaki fazla likidite 2002 yılı boyunca devam etmiş ve 2002 yılı sonu itibariyle 9,7 katrilyon Türk lirası düzeyinde gerçekleşmiştir. Piyasadaki fazla likiditenin 2003 yılında da devam edeceği, dolayısıyla, herhangi bir likidite sıkışıklığının oluşmayacağı öngörülmektedir.
  • 2002 yılında, enflasyon hedeflemesi stratejisine hazırlık olarak ve modern merkez bankacılığı uygulamaları çerçevesinde, para politikası operasyonel yapısında önemli değişiklikler gerçekleştirilmiştir. 2003 yılında, para politikası operasyonel yapısında önemli bir değişikliğe gidilmeyecektir. Piyasadaki fazla likidite, Bankalararası Para Piyasası (BPP)’ndaki Türk lirası depo işlemleri ve açık piyasa işlemleri çerçevesinde İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Repo-Ters Repo Pazarı’nda gerçekleştirilen ters repo işlemleri ile çekilmeye devam edilecektir.
  • Yukarıdaki düzenlemeler dikkate alındığında, normal likidite yönetiminin yanında, Irak operasyonu gibi herhangi bir olası dışsal şok karşısında, piyasaların sağlıklı çalışmasını tehlikeye sokacak bir likidite sıkışıklığının yaşanmasını ve kısa vadeli TL faiz oranlarının aşırı dalgalanmasını önleyecek yeterince enstrümanın oluşturulduğu görülmektedir.
  • Dalgalı kur rejimine 2003 yılında da devam edilecek, kurlar piyasa koşullarına göre oluşacaktır. Merkez Bankası hiç bir şekilde kurların düzeyini ya da yönünü belirleme amaçlı döviz alım ya da satım işlemi yapmayacaktır. Merkez Bankası, şimdiye kadar olduğu gibi, sınırlı kalmak kaydıyla, kurlarda aşırı dalgalanma görüldüğünde alış ya da satış yönünde müdahalelerde bulunabilecektir.
  • Ters para ikamesi ve güçlü ödemeler dengesi gelişmeleri sonucu piyasada döviz arz fazlası oluşması halinde, dalgalı kur rejimi ile çelişmeyecek, döviz kurunun uzun dönemli eğilimini ve doğal denge değerini bozmayacak şekilde döviz rezervlerini artırmaya yönelik olarak ihale yöntemiyle döviz alımları gerçekleştirilebilecektir.
  • Dalgalı kur rejiminde, kurlar 34. paragrafta belirtilen nedenlerin yanısıra, dışsal şoklar ya da bekleyişleri önemli ölçüde ve süratle değiştirebilecek ekonomik ya da siyasi gelişmeler sonucu önemli ölçüde ve ani yükselişler ya da düşüşler gösterebilmektedir. Bu çerçevede, döviz açık ya da fazlası taşıyan finans kesimi kuruluşları ve reel kesim şirketleri önemli risklerle karşı karşıya kalabilmektedirler. Bu tür pozisyonlar, ayrıca, yukarıda belirtilen nedenlerle kurlarda meydana gelebilecek dalgalanmaların şiddetini artırıcı bir rol oynamaktadır.
  • Kurlardaki dalgalanmayı artıracak açık ya da fazla pozisyon taşıma eğilimi bu pozisyonları taşıyanlar için yarattığı riskin yanında, fiyat istikrarına yönelik politikaları da olumsuz etkileyebilmektedir.Merkez Bankası 2003 Yılı Para Programı (Tam metin) 

 

UYARI: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Bu sitede yer alan bilgiler; doğru olduğuna inanılan, halka açık çeşitli kaynaklardan alınmış olup, bilgilerin her türlü kullanımı sonucundaki kayıp veya zararlar, siteye ve yazarlarına hiç bir borç, sorumluluk veya mükellefiyet yüklemez. Site içeriği, yazılar ve tablolar, izinsiz olarak kopyalanamaz ve kullanılamaz. YASAL UYARI FinHat © 2007-2015
PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com