|
Özel Finans Kurumları nedir? Nasıl çalışır?
Özel Finans Kurumları mali
sektörde faaliyet gösteren, reel ekonomiyi finanse eden ve bankacılık hizmetleri sunan
kuruluşlardır.
Özel Finans Kurumları, tasarruf sahiplerinden topladıkları fonları, faizsiz finansman
prensipleri dahilinde ticaret ve sanayide değerlendirerek, oluşan kâr veya zararı
tasarruf sahipleriyle paylaşıyor. TL, USD ve EURO bazında vadeli hesaplarda toplanan
fonlar, Üretim desteği, Finansal Kiralama ve kâr/zarar ortaklığı yöntemleriyle
değerlendiriliyor. Ticaretin ve sanayinin ihtiyaç duyduğu, hammadde, yarı mamul veya
mamul madde, gayrimenkul, makine veya her türlü teçhizatın temini, bu yöntemler
aracılığıyla sağlanmaktadır.
Ayrıca halkın ihtiyaç duyabileceği bankacılık hizmetlerini sunarlar.
Özel Finans Kurumlarının
kuruluş gayesi nedir?
Türkiye'de ve dünyada halkın bir
kesimi, faiz gelirinden uzak durmaktadır. Bu nedenle klasik bankalara gitmeyen fonlar
atıl kalmaktadır. Bu durum hem genel ekonomi açısından, hem de tasarruf sahibi
açısından bir kayıptır.
Özel Finans Kurumları, mali sektörde bir yenilik olarak, klasik bankalara gitmeyen
fonları ekonomiye kazandırmak ve tasarruf sahiplerinin fonlarını güvenle
saklamalarına ve değerlendirmelerine yardımcı olmak amacıyla kurulmuştur.
Kuruluş aşamasında, dalında uzman kişilerin oluşturduğu heyetlerin görüşleri
doğrultusunda ve dünyadaki uygulamalarından örnek alınarak, ÖFK'ların topladığı
fonları değerlendirmek için yöntemler tesbit edilmiştir. Bu yöntemlerle elde edilen
kazancın ticari kazanç niteliğinde olduğu ve faizden esaslı olarak farklılık
gösterdiği konusunda bir görüş birliği oluşmuştur.
Finans kurumları, kâr zarara
katılma hesaplarına dağıtacağı kâr payını nasıl belirliyor?
Vadeli olarak yatırılan tasarruf
hesaplarına dağıtılacak kâr, fon kullandırma faaliyetlerinin neticesinde oluşan net
kâr seviyesine bağlıdır. Toplanan fonlar, para cinsine göre USD, EUR ve TL havuzlarda
toplanır. Fon kullanmak isteyen müşteriye talep ettiği para cinsi ve vade grubuna
göre ilgili havuzdan fon kullandırılır ve bu işlemden doğan kâr (veya zarar) da
prensip olarak ilgili havuza dağıtılır. Dağıtılan kâr, haftalık bazda hesaplanır
ve her hafta başında ilan edilir.
Finans kurumlarının mali
sektördeki payı nedir?
Bankacılık sektöründe beş Özel
Finans Kurumunun toplam mevduatlar içindeki payı yaklaşık %2 civarındadır. Maalesef
piyasa payı arzu edilen düzeyde değildir. Bunun değişik nedenleri vardır. Bu
kurumlar genellikle sağlam işleri sevdiğinden yüksek geliri sağlayabilecek fazla
riskli işlere girmemektedir. Faaliyetlerin ağırlıklı bölümünü oluşturan üretim
desteği sistemi bir dönemden diğerine kâr farklılığı doğurabilecek bir yöntem
değildir. Gelirlerin cezbedici olmaması nedeniyle ekonomik sisteme dahil edilmesi
gereken milyarlarca dolar tasarrufun halen atıl vaziyette beklediğine inanılmaktadır.
Diğer taraftan kurumların şube sayıları oldukça sınırlı olduğundan Türkiye'nin
bir çok yerine halen ulaşamamışlardır. Bu kurumların kamuoyunun büyük bölümü
tarafından tanınmayışı ya da bilmeden araştırmadan önyargılı davranılması da
kurumların gelişimini engellemektedir.
Finans kurumları
kullandırdığı fonları nasıl garanti altına alıyor?
ÖFK'lar emtia satarken, kâr zarar
ortaklıkları kurarken veya finansal kiralama yaparken muhatap firmayı tetkik ediyor.
Mali ve moralite yönünden istihbaratını ve analizini yapıyor. Sağlam ve
çalışılabilir gördüğü firmalara, eldeki verilere göre bir limit tahsis ediyor ve
bu limit dahilinde devamlı olarak çalışıyor. Karşı firmanın borcu
karşılığında teminat olarak, sadece firmanın ve ortakların imzası ile
yetinebileceği gibi, gerekli gördüğünde ya da piyasanın durumuna göre, kefil,
ipotek, teminat mektubu vb. maddi teminatları talep edebiliyor.
Özel Finans Kurumları neden
banka faizlerine yakın kâr payı dağıtıyorlar?
Bir çok çevrede zaman zaman dile
getirilen bu soru veya şüphe, öncelikle doğru bilgiden kaynaklanmıyor. Bir kere,
bankalar arasında bile büyük faiz farkları varken kâr payları ile faizler arasında
bazı dönemlerde rastlanan arızî yakınlığı genelleştirerek oradan bazı yargılara
varmak, doğru neticeler vermez. Diğer taraftan bankalar paranın yatırılması
aşamasında vereceği faiz oranını belirliyor. Oysa ÖFK'lar geçerli kâr marjları
üzerinden parayı değerlendirip, kazandığını paylaşıyor. Önceden bir belirleme
kesinlikle mümkün olmadığı için bankaların takip edilmesi gibi bir durum sözkonusu
değil. Reel ekonomik piyasada çok farklı sektörlerde ve ekonominin zorunlu kıldığı
kâr hadleri dahilinde çalışıldığından normal kazanç seyrinin dışına
çıkılması da zaten iktisaden mümkün değildir. Kaldı ki dağıtılan kâr payları
bankaların faiz oranlarına çok yakın bile olsa bu yapılan işin aynı olduğu
anlamına gelmez.
Dağıtacakları kârı önceden
açıklıyorlar mı?
Dağıtılacak kârları önceden
açıklamak hiçbir şekilde mümkün değildir. Gazetelerde ya da şubelerde ilan edilen
kâr payları ileriye yönelik dağıtılacak kârları gösteren bir tablo değildir.
Dikkatli bakılırsa, açıklanan rakamlar bir önceki hafta sonu itibariyle vadelere
göre oluşmuş ve dağıtılmış kâr paylarını göstermektedir. Müşterileri
bilgilendirmek amacıyla ilan edilmektedir. ileriye yönelik bir taahhüt değildir.
Finans Kurumları hep kâr
dağıtıyor, hiç zarar dağıtmıyor, neden?
Kamuoyunda bu kurumların hiç zarar
etmediği şeklinde yanlış bir kanaat oluşmuştur. Ticari hayatta kâr kadar zarar da
doğaldır ve kaçınılmazdır. Her yaptıkları işlemden kâr elde etmeleri de mümkün
değildir. Fakat ÖFK'lar sıradan bir ticari müesseseden farklı olarak Türkiye
çapında çok farklı sektörlerden binlerce firma ile çalışmaktadırlar.
Çalışacakları firmaları seçme şansına sahip oldukları gibi, her türlü
istihbaratın ardından gerekli teminatları da almaktadırlar. Güvenmedikleri hiç bir
firma ile çalışmazlar. Buna rağmen yapılan bazı işlemlerden ticari hayatın
kaçınılmaz risklerinden dolayı zarar doğabilir. Mesela, müşterinin malî durumu
bozulduğu için borcunu ödeyememesi veya kâr/zarar ortaklığı projesinin zararla
neticelenmesi hallerinde bir zarar sözkonusu olmaktadır. Ancak, bazı işlerden oluşan
zararlar diğer yüzlerce işten elde edilen kârdan mahsup edilmekte ve kalan net kâr
dağıtılmaktadır. Bu da en çok, dağıtılan kâr payını aşağıya çekebilir. ÖFK
müşterilerine aylık yüz bin liraya dört bin lira kâr dağıtacağına üç bin lira
kâr dağılabilir. Yani tabiri caizse, yumurtaların hepsi tek veya birkaç sepete
konmadığı ve yüzlerce, binlerce sepete dağıtıldığı için bir kaç sepetteki
yumurtanın hasar görmesi neticeyi çok etkilememektedir.
Finans kurumları emtia satarken,
finansal kiralama yaparken alacağı kâr payını nasıl tespit ediyor?
Burada normal ticari hayatta rol
oynayan fiyat saptama kıstasları aynen dikkate alınır. ÖFK'lar genel olarak
aşağıdaki koşulları dikkate alarak kullandırdığı fonlardan alacağı kâr
marjını tesbit ederler:
- Yapılan işin veya satılan malın
piyasadaki kâr haddi, peşin ve vadeli alım satım fiyatı,
- ÖFK'ların elindeki paranın (Mal
alım veya yatırım gücünün) miktarı,
- İş yapılan müşterinin pazarlık
gücü (ölçeği, sağlamlık derecesi, yapılan işin hacmi, müşterinin
devamlılığı ve kuruma sağladığı diğer faydalar)
- Enflasyon oranı,
- Müşterinin yönelebileceği
alternatif finansman kaynaklarının maliyeti,
- Çalışılan sektörlerin genel
durumu,
- Tasarruf sahiplerinin beklentileri,
Genel bir değerlendirme ile kâr
hadleri tesbit edilir ve dönem dönem şartlara göre kâr hadleri değiştirilir. Ülke
ekonomisi bir bütün olduğuna göre, burada piyasada oluşan kâr hadlerinin çok
altında veya çok üstünde kâr tesbit etmek mümkün değildir. Nihayetinde reel
sektörde faaliyet gösterilmekte olup, kâr hadlerini de piyasa belirlemektedir.
Özel Finans Kurumları başka
hangi hizmetleri veriyor?
Topladığı fonları değerlendirme
ve nemayı paylaşma işlemlerinde bankalardan esaslı olarak ayrılan ÖFK'lar diğer
bütün bankacılık hizmetlerini sunmaktadırlar. Saymak gerekirse; özel cari hesaplar,
teminat mektubu verme, akreditif açılması, çek karnesi verilmesi, çek ve senetlerin
tahsile alınması, takas, ihracat akreditiflerinin ihbar ve teyid edilmesi, tüm kambiyo
hizmetleri, seyahat çeki verilmesi, döviz alım satım işlemleri, yurtiçi yurtdışı
havale ve transfer işlemleri, kredi kartları, İSKİ ve İGDAŞ tahsilatları, çek,
poliçe bono, temettü belgesi, konşimento vs. keşide edilmesi, tanzim ve kabul
edilmesi.
Özel Finans Kurumlarının fon
toplama ve fon kullandırmada faizli bankacılıktan işleyiş farkı nedir?
Bir getirinin faiz olabilmesi için
kazancın önceden belli olması ve paranın karşılığında para kazanılması gerekir.
Örneğin klasik bankalar belli bir faiz karşılığında mudilerden para toplamakta ve
yine ilan edilen faiz oranlarında nakit kredi olarak ihtiyaç sahiplerine
sunmaktadırlar.
Kâr payında ise halktan para toplanırken belli bir gelir taahhüdünde bulunulmadığı
gibi ana para garantisi dahi yoktur. Bu kurumların çok dikkatli ve emniyetli işler
yapmaları paranın tek güvencesidir. Tasarruf sahibi bir kere bu riske girmektedir.
Ülkemiz uygulamasında ÖFK'ların halkın parasını son derece dikkatli ve emniyetli
değerlendirdiği görülmektedir. Ve emniyet prensibi ön planda tutulduğundan ÖFK'lara
parasını yatıran tasarruf sahipleri genel olarak nisbeten düşük geliri ile
yetinmektedirler. Bilindiği üzere ekonominin temel prensibi "az risk az geliri,
çok risk çok getiri"dir.
Diğer önemli bir fark ise, ÖFK'larda nakit kredi sistemi yoktur. Mutlaka reel ekonomik
faaliyet ve tamamıyla faturalı, kayıtlı işlem finanse edilmektedir. Bu ise kazancın
bir alış verişten doğmasına neden olmaktadır. Ekonomik sonuçlarına
bakıldığında, bir defa kullandırılan fon kesin olarak amacına yönelik olmaktadır.
Piyasada ticareti hareketlendirmektedir. Üreticiden, nakliyecisine kadar bir çok sektör
bu işten istifade etmektedir. Kullandırılan fon karşılığında bir emtia olduğundan
fonun geri dönme yüzdesi artmaktadır. Ekonomi kayıt altına alınmakta devlete
trilyonlara varan KDV ödenmektedir.
Yani yapılan iş bir tür toptancı üstü ticarettir. Mal satımında ÖFK'nın
alacağı kâr başta tesbit edilir ve borçlanan şahıs hangi tarihte ne ödeyeceğini
bilir. Yani müteşebbis açısından bir belirsizlik yoktur, bu da firmalar için önemli
bir avantajdır.
Faiz başka, alış verişlerden elde edilen kazanç başkadır. Herhangi bir
toptancının yaptığı faaliyet sonucu elde ettiği kazanca nasıl kâr deniyorsa,
ÖFK'ların temin ettiği kazanç ta kârdır, hiç bir farkı yoktur.
Dünyada başka örnekleri var
mı?
Özel Finans Kurumları, 1970'li
yıllardan itibaren dünya mali gündeminde tartışılan bir konudur. Türkiye'deki ilk
uygulaması ise, 1985 yılında AIbaraka Türk ve Faisal Finans Kurumu tarafından
başlatılmıştır.
Faizsiz bankalar, iştirakleri ve şubeleri ile halen 60'dan fazla ülkede faaliyet
göstermektedirler. Bünyelerinde faizsiz esaslara göre çalışan birimler kuran
batılı kurumlar da vardır. Bunlara örnek olarak, Citibank, HSBC Bank, Union Bank of
Switzerland, Kleinwort Benson, ANZ Grindlays, Goldman Sachs gibi müesseseler
sayılabilir. Batılı bankalarca kurulan ilk bağımsız faizsiz banka, Citibank
tarafından 1996 yılında, 20 milyon USD sermaye ile Bahreyn'de kurulan Islamic
Investment Bank'dır.
Özel Finans Kurumları
şubelerinin bulunmadığı yerlerden nasıl hesap açtırabiliriz, paramızı nasıl
çekebiliriz?
Her Özel Finans Kurumunun
yurtiçinde bir veya iki tane muhabir bankası bulunmaktadır. Bu muhabir bankalar
vasıtasıyla ücretsiz olarak herhangi bir ÖFK şubesine para göndererek hesap
açtırabilir, hesaplardan para çekilebilir, ÖFK'nın çeki tahsil edilebilir, havale
yapılabilir havale istenebilir.
Ayrıca EFT sistemi ile yurdun her tarafına para ulaştırılabilir. Günümüz
teknolojisinde bu sorun rahatlıkla çözülmektedir.
Yurt dışında ise yaygın muhabir banka ağı bulunmakta olup, her türlü dış işlem
çok rahat yürütülebilmektedir.
Hesap cüzdanlarımızda
"hesap değeri" diye bir bölüm bulunmakta ve burada bir rakam yer almaktadır.
Bu nedir?
Bu müşteri ÖFK'nın herhangi bir
şubesine örneğin 1 ay vadeli 10 milyar TL yatırmış olsun. Bilgisayar sisteminde
mevcut programlar sayesinde paranın yatırıldığı zamanda 1 ay vadeli hesaplarda
mevcut toplam tasarruf içindeki yüzdesi hesap edilir. Bir tür hisse oranıdır. Ve
haftalar itibariyle oluşan kârdan bu hisse oranında hesaba kâr dağıtılır.
|